Aslan ve Ayaklarım Tamamen Yerde
"zemin daha sert bi öncekinden
ama benim düşmeye niyetim yok"
- Peter Pan (Motive, Output Nr.1, 2019)
Tepkilerini biriktirmediğimiz etkilerin başımıza gelmesi için Tanrı'ya, evrene, kurumlara ve sevdiklerimize yalvarıyor; biriktirmediğimiz tepkilerin tembelliğini başımıza gelmemiş olan etkiler silsilesiyle telafi ettiğimize inanıyor ve bu inançla birlikte rastgeleliğin bizi sevmediği savunuyoruz. Rastgeleliğin bizi sevmediğine olan inancımızı değiştirmek saf cesaret meselesinden başka bir şey değil.
Ayaklarım tamamen yerde.
Aslan bir kaç saniye içerisinde zamanın dikey olarak ölçüm şeklini gösterdi. Tempom değişti. Başıma gelen ya da gelmeyen etkilerin ritminden çıktım. Kendi ritmimle yaptığım müziği duyabilen kulaklara sahip çok az canlı var. Azlık ve çokluk ölçü birimleri hakkındaki bilgilerimi de sıfırlayan Aslan, boş levhaya dönüştürdüğü aklıma yeni bilgiler yazmaya başladı. Bu sebeple şikayet ve memnuniyet ikilemleri arasında yapmaya alıştığım net seçimlerim netliğini kaybetti, solup gitti. Hissettiğim hiçbir şeye güvenmiyorum. Ama bu güvensizlik hislerimin gerçeklik seviyesinde herhangi bir azalmaya ya da duygusal deneyimlerimin tatminsizliğine yol açmıyor. Zıtlıklar iki farklı uçtan değil, altı farklı uçtan oluşuyor. Bir şeyin zıttı illa ki başka bir şey olmak zorunda değil, bir şeyin zıttı altı farklı şey olabilir. Hissettiğim şeylere olan güvensizlik, duygusal tatminle ve kendi hislerine güvenerek yaşamanın zıttı değil.
Ayaklarım tamamen yerde.
Tanıdığı olduğum tanımlamaların ne kadar aldatıcı olabileceğine dair gözlemlerim, göze almak tanımını baştan yazdı. Konu sadece cesaretle alakalı değil; gözün görmediği ve duyuların algılamadığı, bilincin erişemediği yerlerde bildiğin sınırların farkında olarak dar geçitlerde hareket etme cüreti. Konu ayrıca bununla yakından ilgili.
Açlık ve tokluğun çaba ve tembellikle olan doğrusal ilişkisi, gizlilik-açıklığın gerçekleşme-gerçekleşmemeyle olan zıtlık ilişkisiyle doğrudan bağlantılı. “Planlarınızı gizleyin” diyen bilgelerin bunu neden söylediğini algılayabiliyor ve kitlesel eğitim açısından çok da saygıdeğer buluyorum. Bu bilginlerin de kitlesel eğitimi sevmediğine dair inancım yüksek; ama sorun bilginde değil, kitlede. Uyumak isteyen kitle esnemenin bir yolunu daima bulur.
Aslanın beni uyardığı en önemli tanımlama uçmayla ilgili. Uçma ona göre kütlenin yer çekimi ve hız arasındaki kapasitede var olan aşım. Bu aşımı destekleyecek kanat koordinasyonuna sahip olmayanlar yönlerini o anda esmekte olan rüzgara teslim ederler. Yer çekimi ve hız arasındaki kapasitede aşım sınırında adımlar atıyorum.
Ayaklarım tamamen yerde.
Nesnelerle ilişkim artık arkadaşlarımla olan ilişkimden farksız. Benim onlara olan etkimin karşılığında onların bana verdiği tepkinin bana karşı yeni bir etki doğurduğunu biliyorum. Depresif ve düşünceli olarak endişe etme lüksüne sahip değilim. Hızım buna izin vermiyor. Yıllarım, aylarım, haftalarım, günlerim ya da saatlerim yok. On dakikayı aşamam. Yarattığım etkilere verilen tepkilere yetişmek zorundayım. Kütlemin yer çekimi ve hız kapasitesindeki aşım sınırlarında yürüyorum.
Sahte doymalara aldanmıyorum, açım ve gerçeğim.
Ayaklarım tamamen yerde.
https://youtu.be/es3CyHeHjqw?si=ayISLX2VyF2D2JBD
31.03.2024, Denizli.
M.



Yorumlar
Yorum Gönder