Saniyenin Basamakları


"how's the chase going knowing you're the only one that's playing
Super Saiyan is an understatement when this kind of transformation requires space 
stop letting everyone into your space giving them a place to lie their burdens 
your sanity is malnourished because you too busy serving sympathy to everyone else but your own psyche 
and now you might be less likely to save the world if you're too busy fighting Divine timing 
by disguising those wounds you have yet to heal"
(Ciara Chantelle)

Dürtüler ve istekler farklı şeylerdir. Bunu öğrendim. İki binli yıllarda insanların en büyük dürtüsü düşündüğünü unutma dürtüsü. Sinema, medya ve aklınıza gelebilecek tüm algı şirketleri bu dürtüyü besleme üzerine şekillenmiş durumda. İnsanlar, düşünme yükünü başkalarına bıraktığı tüketimlere daha fazla ilgi gösterme eğiliminde. 

Gözlemlerimde elde ettiğim sonuçlara göre, etki yaratma isteği yaşamda insanı en özgür kılan ve en çok güce yaklaştıran istek; yaratılan etkiye verilen tepkiyse pasif, zaman öldürücü ve düşünme yükünden yoksun.

Kendi düşüncelerimizin kendimize ait olup olmadığından şüphe duymamız gereken bir çağdayız. Etki yaratma isteğiyle mi düşünüyoruz, yoksa yaratılmış ve kurgulanmış bir etkide verdiğimiz tepkisel dürtülerden mi ibaret düşüncelerimiz? “Yaşadım” demek isteyen insan önce bu problemi fark etmeli ve çözmelidir.

Dikkatimizin sürekli dağınık olması özünde tembelliğimizden başka hiçbir şey değil. Düşünce yükümüzü taşımak için fazla tembeliz. Bu tembelliği göstermeyenlerin gücü bizimkinden çok daha yüksek. Güçlüler güçsüzleri isteklerden dürtülere yönlendirmeyi öğrenmişler. Dürtülerimize kurban olmamak çalışkanlıktan başka bir şey gerektirmiyor.

Çalışmalıyız. Parmaklarımız, gözlerimiz, ciğerlerimiz ve düşüncelerimiz için; onları başka etkilerin sürüklediği dürtüsel davranışlardan korumak için çalışmalıyız. İçimize doğan his, aklımızdan geçen kıyamet senaryoları; bunlar bizim isteklerimiz değil, yönlendirilmiş dürtülerimiz.  Acıdan kaçmak bir dürtü; acıya direnmek istekle yoğrulmuş bir tercihtir. Zaferi hayal etmek bir dürtü; geceler boyu masa başında zaferi planlamak istekle yoğrulmuş bir tercihtir. 

İstekle yoğrulmuş tercihlerle hayatımızı süslemeyi öğrenmek için bedenimizin dürtüsel direncini saniyesel basamaklarda kırmalı ve adım adım ilerlemeyiz öğrenmek zorundayız. Tek yol bu. Bu kitlesel değil; bireysel düzlemde verilebilecek bir mücadele.

Kelimelerimin bir meşale olması adına; dürtülerine kurban olmamayı tercih edebilen geçmiştekilere, şu andakilere ve gelecektekilere…

https://youtu.be/1pKSRzRNLkU?si=U9MEdcYxtL6KNYwX


14.04.2024, Mersin
M.

Yorumlar

Popüler Yayınlar