Eve Dönüş Bölüm 1: Yumi Neden Mırlıyor?
"Köpeğim yok. Nerde öldüğü belirsiz. Kül olduk çocuğum, işe yarayan bir şeyim kalmadı."
- Arzu teyze (Aydın, Çine - Temmuz 2026)
Aşinalık içinde otomatikleşmemek bilincin kalitesini artırır. Otomatikleşmeye düşman olduğumu söyledim. Düşman kaldım, düşman kalmaya devam ediyorum. Aşinalık içindeyim. Dün baktığım şeye bugün de bakıyorum. Dün yaptığım şeyi bugün de yapıyorum.
Bilinç kalitesi arttıkça mantıksal düzlem kendini duyguların arkasına saklamayı tercih ediyor. Fikir tsunamilerinin devasa dalgalarla çarptığı ilk zeminde duygusal korteksim var. Hissetmek zorunda olduklarımı şikayet etmeden hissediyorum; şikayet edersem otomatikleşmeye başlarım. Otomatikleşirsem bilinç kalitem düşer, bilinç kalitem düşerse fikir tsunamileri durur, mantığım saklandığı yerden çıkar ve sadece hissetmeyi tercih ettiklerimi hissederim. Ne kadar cazip değil mi? Neyi reddettiğimi, neye karşı durduğumu görebilen biri var mı? Bu soru bir çeşit yalnızlık bildirgesi değil, gözlemleniyor muyum? Bu, önemli.
Çift yarık deneyinden de bildiğimiz üzere gözleyen gözlenenin üzerinde bir etki hakkına sahip olur. Bu bilgi, zaman için de geçerli mi? Zamanı gözlemleyen zaman üzerinde bir etki hakkına sahip olabilir mi? Benim gözüm Arzu teyzedeyken kimin gözü bende? İki göz bu sorulara yanıt vermek için çok yetersiz değil mi?
Bu seviyedeki sorular bir merdivense ilk basamak bu soru: "İki göz yetersiz değil mi?" Bir sürü farklı disiplinde işlenen bu üçüncü göz konusuna ben de ilk adımı attım. Felsefe de olsa, nörobilim de olsa, edebiyat ya da mistisizm de olsa üçüncü gözün "Gerçek" algısıyla ilgili olduğu ve bu algı neticesinde gelen aydınlık ve delilik arasındaki sınırın bulanıklaşması hakkında olduğu konusunda aşağı yukarı tüm disiplinler hemfikir.
Budizm'in ajna çakrası, Platon'un mağarası, Joseph Conrad'ın Karanlığın Yüreği, Descartes'ın epifiz bezi ya da Jung'un gölge ve bireyleşmesi veya İbn-i Sina'nın Kuş Risalesi ve Uçan Adam'ı bu konu etrafında döner durur.
Merdivenin basamağına ilk adımı attım. İki ekranda aynı anda devam eden görüntüler. Görüntü bir: mutfakta yanlışlıkla tabak kıran bir kadın. Çok öfkeleniyor ve bağırarak elini tezgaha vuruyor. Görüntü iki: aynı olay ama kadının çocuğu var. Öfkelenmiyor, müzik açıp dans ederek temizliği bir oyuna dönüştürüyor. Gözleyen çocuk gözlenen kadının gerçekliğini şekillendiriyor.
Görüntüleri kapatıp zamanı gözlemliyorum. Aydın-Çine'de bir yangın çıkıyor, Raju üçüncü kattan aşağı düşüyor, bir kız çocuğunun sağ koluna yanlış iğne yapılıyor, Mozgi çenesine darbe alıyor, Denizli adliyesinin kaldırım çukuruna yeni doğmuş bir kedi düşüyor, bir diğerinin yan bahçede göz kapakları şişmiş, Kyrie belini demire vurmak üzere ve Aragorn uçurumdan aşağı sürükleniyor. Gözlerimi açtığımda ısınmayan bir evin banyosunda kanlar içerisinde yatıyorum.
Çok güçlü bir mırıltı var, sallanan tüm vücudunu kafama kafama çarpan bir mırıltı. Yumi. Yumi neden mırlıyor?
Gözlerimi kapatıp zamanı gözlemlemeye devam ediyorum. Kyrie çiçeklerin arasında hiç kıpırdamadan beni bekliyor, Mozgi çalışma sandalyemin üstüne oturmuş kimsenin ona dokunmasına izin vermiyor. Adresi tarif edemeyen bir çocuk gözyaşları içinde ambulans ışıklarına telaşla el sallıyor, Brego dört nala ve dünyanın dört bir yanında yankılanan devasa bir borsa çöküşü. Rancho çoktan trafiği birbirine katmış, kız çocuğu memur olmak istiyor.
Hastanedeyim, kafamın içinden fayans parçaları çıkarıyorlar. Tomografi. Parmağımdan alınan kan. Dar bir tünel. Tünelin içi sallanıyor, mırıltı artıyor. Yumi. Yumi neden mırlıyor?
Çocuk hastaneden çıkıyor, kendi çocuğunun annesine sarılıyor ve vazgeçmemeye karar veriyor. Çökmüş borsa, borcunu tam zamanında ödüyor. Ben, dostum ve Kyrie içinde bulyon olan salçalı bir makarna yiyoruz. Bir kaşık kendimize, bir kaşık Kyrie'ye veriyoruz. Bir patiden ben, diğer patiden dostum tutmuş. Kyrie bizi gözlemliyor, Kyrie bize yol gösteriyor, Kyrie bizi mühürlüyor.
Ayaklarım sobaya dayalı, elimde borçla alınmış bir Harry Potter ve Felsefe Taşı. Kaldığım yerden büyük bir hevesle okuyacakken ayraç ilgimi çekiyor. Ayraç kırmızı bir kurdele. Kız çocuğu memur emeklisi olmuş, sol elindeki makasla o kurdeleyi kesiyor. Gitarımın üstünde şarkılarımı mırıldanan Paşa, kanatlarını anahtar yapıp elime veriyor. Mozgi kendine farklı bir pati bulmuş, tırnak izleri hâlâ avcumun içinde. Raju kendine geliyor, Brego Aragorn'u Miğfer Dibi'ne taşımış. Çarşamba'dan gelen elfin gücü Isparta'yı bile tamir ediyor. Miğfer Dibi kazanılıyor. Denizli adliyesinin kaldırım çukuru boş, Bestival'in üçüncü günü dostumla sarılıp selam veriyoruz.
Kafamdaki açıklığı zımbayla kapatıyorlar. Hiç canım acımıyor. Taburcu oluyorum, hastane kapısı bir sahile açılıyor. İptal olmuş bir festival sessizliği, havada devasa bir mırıltı rüzgarı. Kadın bana karanlıktan korkmadığını dinletiyor. Emekli memur kız çocuğu birazdan sahneye çıkacak, kadın onu sakinleştirip repliklerini hatırlatıyor. Raju işe kabul edildi, İstanbul'daki yağmur sekiz bin kişinin doğum günü kutlamasını durduramadı. Sauron kaybetti. Kadın, Yumi ve ben bahçedeyiz. Gece, ama birbirimize ışık tutuyoruz.
Yumi'nin neden mırladığını anlıyorum.
Arzu teyze, işe yarar çok şeyin var, iyi ki varsın.
20.08.2026, Denizli
A.


Yorumlar
Yorum Gönder